NİĞDE NARDER
Kan Grup İNDİR
İskender ÇANKAYA
iskendercankaya@hotmail.com
ONLAR BİZİM ÇOCUKLARIMIZ
03/05/2017

       

 ONLAR BİZİM ÇOCUKLARIMIZ

 

Okullarımızdaki “kaynaştırma” eğitimi maalesef eğitim sistemimizin yumuşak karınlarından biridir. Hemen hemen bütün okullarımızda “kaynaştırma” eğitimi alan öğrencilerimiz var. Denetim için sınıflara girdiğimizde en korktuğumuz olay, öğretmenimizin yavaşça yanımıza yaklaşıp “hocam şuradaki öğrencim kaynaştırma öğrencisi” diye uyarmasıdır. Buna neden ihtiyaç duyulur hala anlamış değilim. Öğrencilerimiz 1.sınıfa başladığında(okul öncesinde de olabilir) öğretmenimizin iyi bir gözlem yapması ve bu grupta olabilecek öğrencilerini tespit edebildiğinde eğer varsa okuldaki Rehber Öğretmene, okul müdürüne ve veliye bilgi vermeleri, velisi ile işbirliği yaparak öğrenciyi Rehberlik Araştırma Merkezlerine (RAM) yönlendirmeleri gereklidir. Eğer öğrencimiz hakkında “kaynaştırma” eğitimine alınması ile ilgili rapor verilirse gelen rapor ekindeki eğitimsel tavsiyeler doğrultusunda her öğrenciye özel “BEP” (Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı) hazırlanmalıdır. Kaynaştırma eğitimi alan çocuklarımıza sınıf tekrarı yaptırılmaz. Öğrencilerin değerlendirmeleri de BEP’lerine göre yapılır. Engelli olmaları onların suçu değildir. “Ya benim çocuğumda böyle olsaydı veya olabilir düşüncesiyle bu masum öğrencilerimize sabırla gerekli ilgiyi ve sevgiyi göstermeliyiz. Sınıflarımızda bu öğrencilerimizi ayrı bir sıra veya köşeye asla ayırmamalıyız. O öğrencilerimizin de bir onuru olduğunu, bu öğrencilerimizin ailelerinin de çok zor günler geçirdiklerini asla unutmamalıyız.

     Bu öğrencilerimizle ilgili iki  anımı sizlerle paylaşayım;

          *20 Mart 2007’de Gebze Diler Demir İlköğretim Okulu’nda 4.sınıflardan B ve C şubesini denetimini bitirip A Şubesine girmiştim. Kendimi tanıtıp bir müddet öğretmenimizin dersini izledim. Aday olan öğretmenden izin isteyip öğrencilere öğretmen olduğumu belirterek birlikte bir ders yapacağımızı belirttim. Ders defterinde sınıfta işlenen konulara baktığım için, Türkçe ve Matematik derslerinden öğrenilenlerle ilgili biraz çalışma yaptıktan sonra şaşkınlıkla öğretmen masasına oturdum. Öğretmen hiç sesini çıkarmadan beni izliyordu.

         Zil çalıp öğrenciler dışarı çıktığında aday öğretmene karşımdaki sıraya oturmasını rica ettim. Tek tek isimlerini tespit ettiğim 6 öğrencinin kaynaştırma öğrencisi olup olmadığını sordum. Öğretmen şaşkın bir ifadeyle “evet hocam hepsi kaynaştırma öğrencisi” dedi. Raporlarını istedim getirdi. Karşımda telaş içinde duran öğretmene “Neden diğer 4.sınıf şubelerinde kaynaştırma öğrencimiz yokta, sadece sizin sınıfınızda var” dedim.

          Öğretmen susuyordu. Bu uygulamanın yanlış olduğunu diğer şubelere de ikişer öğrencinin verilmesi gerektiğini söyledim. Öğretmen “siz bilirsiniz hocam” dedi. Tam sınıftan çıkarken çekingen bir tavırla “hocam bir şey söyleyebilir miyim” dedi. “Buyurun dedim.

          Heyecanlanmış gözleri dolmuştu. “Lütfen; rica ediyorum. Bu çocuklar benim sınıfımda kalsın. Ben onları çok seviyorum. Onlarda beni seviyorlar. Benim sınıfta kalamazlar mı?” dedi.

          Bir anda nutkum tutuldu. Boğazım düğümlendi. Gözlerim doldu. İçeri girip tekrar masaya oturdum. İlk defa kaynaştırma öğrencisinden şikâyet etmeyen 6 kaynaştırma öğrencisinin sınıfında kalmasını isteyen bir öğretmen vardı karşımda. “Tamam kalsınlar. Ben müdürle konuşurum”, diyerek kendisine teşekkür ettim.

          Gözleri parladı. “Sağolun Hocam” dedi. Kendisine söylemek istediğim çok şey vardı ama sesim titrediği için söyleyemedim.

      İşte öğretmen buydu…

     Bu öğrencilerimizde bizim çocuklarımızdı…

*1995 yılında Sinop/Türkeli Helaldı ilkokulunda 2.sınıfların denetimine girmiştim. Her zaman yaptığım gibi sınıfta bulunan tüm öğrencilere kısa okumalar yaptırıyordum. Orta sıraların birinde gözlüklü bir öğrenci okumakta zorlanınca yanına çömelim iki parmak arama aldığım heceleri okutmaya çalışıyordum. Bu arada sınıfta bizi izleyen öğretmen yanımıza yaklaşıp kulağıma eğilerek “hocam bu çocuk biraz geri zekalı” dedi. Öğretmenin bu sözlerini çocuk duymuştu. Gözlüklerinin üzerinden benim gözlerime üzüntüyle öyle bir baktı ki, o bakışları asla unutamıyorum. Öğretmene “teneffüste konuşalım bu konuyu” diyebildim…

Bu çocukta bizim çocuğumuzdu.

İnanıyorum ki öğretmenimizin “ geri zekalı” diyerek etiketlediği bu çocuk şu an çok güzel bir iş sahibidir…

 

İskender ÇANKAYA

Maarif Müfettişi

KOCAELİ



Paylaş | | Yorum Yaz
1351 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE GÜZELDİ BAYRAMLAR - 14/06/2018
NE GÜZELDİ BAYRAMLAR
ÖĞRETMENİM KURDELE DEĞİL SEVGİ İSTİYORUM! - 19/06/2017
ÖĞRETMENİM KURDELE DEĞİL SEVGİ İSTİYORUM!
OKULLARIMIZDA NASIL BİR EĞİTİM-1 - 29/05/2017
OKULLARIMIZDA NASIL BİR EĞİTİM
IŞIKLAR NEDEN YANIYORDU - 15/05/2017
IŞIKLAR NEDEN YANIYORDU