NİĞDE NARDER
Kan Grup İNDİR



T.H.M SANATCIMIZ YILMAZ KEÇECİ ANISINA

Kızı Feyza; “babam sürekli bizlere köyü anlatırdı, tepeye çıkıp Şallağa doğru bir baksam, gidip gezip suyunu içsem derdi…

19-02-2021-19:44:27

Niğde çevresinde Türk Halk Müziği Sanatçısı olarak tanınan, köyümüzün sevilen insanı, güler yüzlü değeri Yılmaz KEÇECİ’nin hayatına dokunacağız bu yazımızda. Yılmaz, hepimizin hayatında izler bırakarak ayrıldı aramızdan. Onun anısını ve hatıralarını yaşatmanın, köylülerimiz tarafından hatırlanması için katkıda bulunmak istedim.

Yılmaz, 27 Aralık 1962 yılında köyümüzden Gölayağı’na giden “demircilik” tarafındaki yolun köy çıkışındaki “Kesik” denilen semtin en son evinde 7 çocuklu ailenin 6.çocuğu olarak dünyaya gelir. Kendinden büyük; Ramazan, Süleyman, Kadir, Bayram ağabeyleri, ablası İhsaniye ve en küçük kardeşi Fatma vardır. Çiftçilikle uğraşan babası İsmail KEÇECİ’yi 1965 yılında, annesi Fahriye teyzeyi de 2004 yılında kaybeder. Annesi Fahriye teyze eşinin vefatından sonra başka biriyle evlenir. Babası vefat ettiğinde henüz 3 yaşında olan Yılmaz bir kış gününde kardeşleriyle birlikte donmak üzereyken köyün imamı tarafından bulunarak o geceyi imamın evindeki tandır üzerine kurulan kürsüde uyuyarak geçirirler. Okula gitme çağı geldiği halde okula gelmediğini tespit eden köy öğretmeni Gösterli’li Nisari ÖZDOĞAN(şair) neden okula gelmediğini sorduğunda, annesi “daha küçük onun için göndermiyoruz der. Nisari öğretmen ise Yılmaz’a “yarın okula gel” der ve Yılmaz böylece ilkokula başlamış olur. Öğretmenin sahip çıkması üzerine ilkokulun ilk üç yılını Nar Köyü İlkokulunda okur. 1968 yılında köyde meydana gelen heyelan üzerine köy okulu zarar görünce Niğde Kırbağları semtine devlet tarafından yapılan barakalara ailesiyle birlikte taşınır. İlkokulun 4. ve 5.sınıfını Şahinali ilkokulunda okur. Diploma için fotoğrafı çekinecekleri gün kendi önlüğü yırtık olduğundan fotoğraf çekinmek istemez ve arkadaşının önlüğü vermesiyle fotoğrafını çektirir. Maddi imkânsızlıklar nedeniyle öğrenimine devam edemeyen Yılmaz Niğde’de yaşadığı evde daha fazla barınamayarak 1974 yılında henüz 12 yaşındayken İstanbul’daki ağabeyi Bayram’ın yanına gider. Yılmaz, çocukluk yılları hatırına geldiğinde kendi evlatlarına hayatından örnekler vererek, köylülerinin yardımlarıyla büyüdüklerini ve karınlarını doyurduklarını anlatır. Uzun bir süre bekâr evinde yaşayarak ağabeyi Bayram ile birlikte terlik imalatında çalışır. Kardeşim İbrahim İstanbul’da Yılmaz’la olan arkadaşlığını; “ İstanbul’a gittiğimde beni Gedikpaşa’dan alarak Güngören’de kaldıkları yere götürdüler. Orada bir müddet beraber kaldık. Kaldığımız yerde soba yoktu, doğru dürüst yataklarımız da yoktu. Güngören’den ayrılıp Kumkapı’ya geldik. Maalesef Kumkapı’da kaldığımız yerde çok kötü izbe bir odaydı. Kumkapı’dan da Süleymaniye semtine taşındık. Süleymaniye’deki yerimizde; Kadir Keçeci, Cafer Odabaşı, Yılmaz ve ben birlikte kalırdık. Kendimize yatak, somya ve tüp almış biraz daha rahatlamıştık. Yılmaz’la birlikte “Veli Aga” denilen Bigalı terlikçi ustasının yanında çalışırdık. İşsiz kaldığımızda, sokaklarda gezer ne bulursak onu yerdik...” diyerek anlatır.  

Yılmaz; o yılları hatırladığında çocuklarına gözleri dolarak İstanbul’da çok rezillik yaşadıklarını, evsiz ve aç kaldıklarını, bazen yiyecek bir ekmek dahi bulamadıklarını, İstanbul’da işsiz kaldığı bir dönemde bir çorbacının bir ay boyunca para almadan kendisine yemek yedirdiğini, istediğin zaman öde dediğini anlatır.  17 yaşında iken çalmayı çok istediği “Bağlama”yı kendi kendine öğrenir. Sazı ve şiirleri için çocuklarına “onlar benim dert arkadaşım, kimseye anlatamadıklarımı onlara anlatır, onlarla paylaşırım der. 1980 yılında Niğde’ye dönerek Rahmetli ağabeyim Kuddusü Çankaya ve kardeşim İbrahim Çankaya ile Sabanlılar İşhanında terlik imalatı yapan bir işletme açarlar ancak, işi bilen İbrahim ve Yılmaz’ın askere gitmesi nedeniyle kapatmak zorunda kalırlar. 1982 yılında askere giden Yılmaz askerden geldikten sonra 1985 yılında Köyümüzün “Muhtar” lakaplı Durmuş ÖZTÜRK ağabeyin kızı Nergül ile evlenir. Bu evlilikten Betül, Gökhan, Feyza ve Asya Başak olmak üzere dört çocuğu ve üç torunu olur.

Kızlarına sürekli “Altın Kızlarım diye seslenir, oğluyla her zaman arkadaş gibi konuşur. Evli olan en büyük kızı Betül halen İzmir’de özel bir hastanede, oğlu Gökhan vatanımızın korunmasında emniyet görevlisi olarak, ortanca kızı Feyza hemşire olarak görev yapmaktadırlar. Küçük kızı Asya Başak ise halen öğrenimine devam etmektedir. Yılmaz; 1997 yılında Ayvalık’a taşınır ve bir yıl turizm işletmeciliği yapar. 1998 yılında tekrar Niğde’ye dönerek mahalli sanatçı olarak Türk Halk Müziği icra etmeye başlar. Aynı zamanda gençliğinde yazmaya başladığı şiirlerine de devam eder.

Niğde’li Şair ve Yazarlar kitabında ismi ve şiirlerine yer verilir. 2009 yılında kalp krizi nedeniyle kısmi felç yaşar ve uzun bir süre sol tarafı tutmaz. 2012 yılında Aydın Didim’e taşınarak çeşitli işlerde çalışan Yılmaz, 2018 yılında kolon kanseri olduğunu öğrenir. İki kez ameliyat geçirerek kanser tedavisi görür, fakat kalp yetmezliği de bu tedavi sürecinde onu yenik düşürerek 17 Ocak 2021 yılında Didim’de gece saat 02.07 de vefat etti. Cenazesi memleketi Niğde’ye getirilerek köylülerinin ve sevenlerinin omuzlarında Derbent mezarlığına defnedildi.

Kızı Feyza; “babam sürekli bizlere köyü anlatırdı, tepeye çıkıp Şallağa doğru bir baksam, gidip gezip suyunu içsem derdi…” diyerek özlemle babasını yâd etmektedir. Hayat mücadelesine 3 yaşında başlayan Yılmaz; pırlanta gibi yetiştirdiği 4 evladını ve hayatının her bölümünde kendisinin yanında olan eşini,  biriktirdiği can dostlarını, memleketinde “hoş bir seda” bırakarak” aramızdan ayrıldı. Yılmaz kardeşimize rahmetler dilerim. Mekânı Cennet olsun. 

Bu yazımı sağlığında yazmayı planlamıştım. Fakat bu kadar ani aramızdan ayrılacağını hiç düşünemedim. Şunu anladım ki “Keşke” demenin artık bir anlamı yok. İnşallah bundan sonraki yaşamımda “keşke” lere sığınmamaya çalışacağım. Rahatsızlığı döneminde kendisini İzmir’de kızı Betül’ün evinde ziyaret ederek geçmiş olsun dileğinde bulunmuş ve eski günleri yâd etmiştik. Tüm sevenleri onu her zaman gülen yüzüyle hatırlayacaktır. İnanıyorum ki Yılmaz’ı tanıyanların hepsinin onunla ilgili güzel anıları vardır.

Köyümüz ve eşi için yazdığı iki şiirin bazı dörtlükleri ile fotoğraflarını ailesinin izniyle yazımıza ekliyorum. Yazıma katkıda bulunan kızı Feyza’ya ve kardeşim İbrahim’e de çok teşekkür ediyorum.

Saygı ve sevgiyle kalın…

İskender ÇANKAYA

Kocaeli /19 Şubat 2021


Köyümüzün değerli Maarif Müfettişi İSKENDER ÇANKAYA'ya teşekkür deriz.


AH GARİP KÖYÜM
Yıkıldı evlerin kurudu bağın,

Nerede sürülerin söyle Bozdağım,
Köprü utanıyor, kupkuru çayın,
Yavaş yavaş göçen ah garip köyüm.

Emişirdi kuzuların koyunla,
Coşar idik halay ile oyunla,
Övünürdük sülalenle soyunla,
Yavaş yavaş göçen ah garip köyüm.

Ilıcağı yok ettik sildik tarihten,
İnek koyun keçi kesildi sütten,
Tat alamaz olduk sucuktan etten,
Yavaş yavaş göçen ah garip köyüm.

Dizilirdi etler sicim iplere,
Kuru üzümü doldururduk ceplere,
Pekmezleri sıraladık küplere,
Yavaş yavaş göçen ah garip köyüm.

Leylekler inerdi çukur çimene,
Atlar yayılırdı, kimin kime ne,
Cingillere yoğurt koyardı nene,
Yavaş yavaş göçen ah garip köyüm.

Çal YILMAZ'ım ayrılıktan türkü çal,
Var Kayabaşında bir gün daha kal,
Elbette ki sonun musalla ve sal,
Yavaş yavaş göçen ah garip köyüm.

22.10.2009

 


SEN

Sen, benim geçtiğim yolda izimsin,

Sen, benim çektiğim aşkta sızımsın,

Sen, benim elimde düşmez sazımsın,

Sen, benim dilimde türküsün türkü.

 

Sen, benim soframda ekmek aşımsın,

Sen, yokluğunda sabır taşımsın,

Sen, gözlerimde keman kaşımsın,

Sen, benim dilimde türküsün türkü.

 

Sen, ciğerlerime dolan nefessin,

Sen, kulaklarımda çınlayan sessin,

Sen, bu dünyada bulunmaz eşsin,

Sen, benim dilimde türküsün türkü.

 

Sen, benim gecemin çoban yıldızı,

Sen, ahretimin bir huri kızı,

Sen, benim uslanmaz gönlümün nazı,

Sen benim dilimde türküsün türkü.

 

Sen, benim sokağın isim anası,

Sen, göğe açılan elim duası,

Sen, benim kalbimin geçmez yarası,

Sen, benim dilimde türküsün türkü.

 

Sen, benim dağımda beyaz karımsın,

Sen, beni tam eden benim yarımsın,

Sen, benim şerefim benim arımsın,

Sen, benim dilimde türküsün türkü.

   26/10 /2018

                           

414 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın