NİĞDE NARDER
Kan Grup İNDİR

İskender ÇANKAYA

İskender ÇANKAYA
iskendercankaya@hotmail.com
ÖĞRETMENİM KURDELE DEĞİL SEVGİ İSTİYORUM!
19/06/2017

 Öğretmenlik görevime 5 Ocak 1981 tarihinde Ağrı Taştekne İlkokulunda başladım. 1. sınıfları aldığımda şaşırıp kalmıştım. Kürt köyü olduğu için öğrencilerim Türkçeyi zor konuşuyorlardı. Tahtayı silmek isteyen bir öğrencim bana “öğretmen tahtayı silmişke” diyordu. Yani “tahtayı ben silebilir miyim?” demek istiyordu. 

 

     
      Kısa süre okuttuğum bu öğrenciler çok çabuk okuma yazma öğrendiler. Daha sonra çalıştığım Sivas Deliilyas Kasabası İlkokulunda üst üste 3 yıl 1. sınıfları okuttum. Şu an çoğu ile haberleşiyorum.

Hepsi iyi yerdeler. Bu bana büyük mutluluk veriyor. Müfettiş olduktan sonra yıllarca 1. sınıfların denetimine girip rehberlik yaptım.

 

         Okumaya geçen öğrencilere ne tür ödül verileceği konusunda çok soru ile karşılaştım. En sık karşılaştığım ödül ise “kurdele takma” oldu. Bu yazımda okumaya geçen öğrencilere kurdele takma veya takmama konusunda kendi görüşümü ve diğer görüşleri sunmaya çalışacağım. Bu yazıda asıl amacım; maddi ödüllerin öğrenciler üzerindeki etkilerini (kurdele takma, elma kızartma, çikolata, şeker verme..vb) burada ve öğretmenler arasında tartışılmasını sağlamaktır.

 

Benim bildiğim; kurdele ya protesto için, ya açılış için, ya da yas için takılıyordu. Kurdele eskiden kız öğrencilerin saçlarına takılan ve çok şık duran, temizliğin simgesi bir araçtı. Okumaya geçen öğrencilere ilk defa hangi öğretmen kurdele taktı bunu bulamadım. Öyle tahmin ediyorum ki bir öğretmenimiz böyle bir ödül yolu bulmuş ve bu da gelenek olmuş.

 

Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Okumaya geçenlere kurdele takılması veya okuma bayramı yapılması, okumaya geçenlere verilen Okuma Belgesi” konusunda hiçbir yazısı yoktur. Bu törenlerde velilere yaptırılan masrafların da küçümsenemeyecek ölçüde olduğu bir gerçektir.

            Askerlik yapanlar bilir çeşitli nöbet yerleri vardır. Komutanın biri yeni boyanan bankların üzerine kimse oturmasın diye bir iki günlüğüne “bank nöbeti” yazdırmış. Nöbetçi yazıcısı da bir iki hafta bank nöbeti yazmaya devam etmiş ve daha sonra bank nöbeti gelenek haline gelmiş.

Bank nöbeti yazdıran komutan tayin olup başka yere gitmiş. Yeni gelen komutan nöbet yerlerini gezerken bankların yanındaki nöbetçiyi görmüş. Nöbetçiye sormuş “Ne bekliyorsun?” diye. Asker “Komutanım burası bank nöbet yeri” demiş. Komutan yazıcıya sormuş “bank nöbeti nedir?” diye. Yazıcı “Komutanım giden falan komutan koydu bu nöbeti” demiş. Yeni komutan merak edip eski komutanı aramış “Efendim bu bank nöbeti nedir anlayamadım?” demiş.  Eski komutan şaşırmış: “Hâlâ o  bankı mı bekliyorlar? Boyatmıştım üzerine kimse oturmasın diye bir-iki günlüğüne koydum o nöbeti” demiş.

 

 
            Sanırım kurdele takma da bu şekilde gelenekselleşmiş bir ödül yöntemi. Öğretmenliğim sırasında bu ödül şeklini hiç kullanmadım. Bana da 1.sınıfta kurdele takılmadı.

Öğrencilerime maddi ödül yerine her zaman onları övücü sözlerle ödüllendirmeye çalıştım. Bunlar nedir derseniz; 1.sınıflar için  “aferin, çok güzel, harika, alkışlatmak, öpmek, öğrencinin başına dokunmak, omzunu tutmak, zaman zaman onunla büyükmüş gibi konuşmak, bir göz kırpıp gülümsemek öğrenciler için bulunmaz ödüllerdir.

 

           Okumaya geç geçen öğrenciler erken geçen öğrencilere her zaman kinlenecek ve kendisinin onlardan daha tembel olduğunu düşünecektir. Kurdele sınıf içinde veya okul içinde de kalmıyor, okul dışında ve evde de takmaya devam ediliyor. Bu uygulama öğrencilerin velileri için de bir övünç kaynağı olduğundan kurdele takamayan öğrenci velileri ile kurdele takan öğrenci velileri arasında hiç beklemediğimiz konuşmalar olabiliyor.

Kurdele takmayan bir öğrencinin dışarıda bu kurdeleyi temin edip takabileceğini de unutmamalıyız. Okumaya geçme öğrenci için hedeflerden sadece biri değildir. Kurdele takılmayan bir öğrencinin yıllar sonra kurdele takanlardan daha üst seviyelerde olduğunu görmek mümkündür.

 

Okuma bilmeyen bir öğrencinin matematik zekası çok iyi olabilir. Bu tür öğrencileri çok görüyoruz. Matematik becerisi çok iyi olan öğrencilere ne takılacak? Bloom’un tam öğrenme modelini ve Gardner”in çoklu zeka kuramını üniversitelerde boş yere mi okutuyorlar acaba.   

 

          İstanbul"da bir okulumuzun denetimi sırasında birinci sınıfın önünden geçerken dikkatimi çekti. Bazı öğrencilerin yakalarında kırmızı bir kurdele takılmış, bazı öğrencilerde ise kurdele yoktu. Bildiğim halde kurdele takan öğrenciye sordum: “Yakandaki bu kurdele nedir yavrum?” Çocuk gururla; “Ben okumaya geçtim. Öğretmenim bana kurdele taktı.” Ben onunla konuşurken birkaç öğrenci yanımıza toplandı. Baktım yakalarında kurdele olmayan öğrenciler mahcup ve içine kapanık bir şekilde duruyorlar konuşmak istemiyorlardı üzüntülü oldukları yüzlerinden belliydi.

 

Kurdele takma konusunda yapılan yorumları da paylaşayım sizlerle;

       
   * Ödül ve pekiştireç özellikle birinci sınıf öğrencisi için çok çok önemli. Ancak kurdele alamayan öğrenciye yapacağı olumsuz etki bakımından doğru bulmuyorum. Hiçbir öğrenci okumasını isteyerek geciktirmez.Bir öğrencinin bile üzülmesi, alınması, psikolojisinin bozulması, kurdele alamadım diye öğrenme isteğinin azalması milyonlarca kurdeleyle telafi edilemez. Bence farklı pekiştireçler kullanılmalı. Kurdele takılması sadece okul içinde değil, okul dışında da teşhir oluyor.”

 

         *“Velilerimiz ve öğretmenlerimiz öğrencilerinin okula gitmek istememe sebeplerini çok iyi araştırmalılar. Bakalım altından neler çıkacak”

         *“Ben, ne bayramla, ne de kurdele ile okumayı öğrenmedim ama okumayı da hala severim ve tam 50 yıldır okuma-yazmayı biliyorum.” 

        *“Küçücük yaşlarda başarısız damgasını hem arkadaşlarından hem de ailesinden yemekte ve yaşamaktalar. İşte Hollanda'da bu duruma fırsat vermemek için notlar sınıfta bile okunmuyormuş. Ola ki zayıf alan öğrenci küçük düşer diye… Çağrılıp, yüzüne okunmakta imiş... Bu çok önemli bir konu...”

         *Hocam ben bir veli olarak size katılıyorum. Kızım 1. sınıf öğrencisi ve sınıflarında bir sırayı tembel öğrencilere ayrılmış ve o sıra tembeller sınıfı olarak adlandırılmış ve her başarı gösteren öğrenciden sonra işte sizde böyle çalışsaydınız tembeller sınıfında olmazdınız gibi bir ima söz konusu oluyor ve inanın kendi kızım o sırada olmamasına rağmen çok üzülüyorum ayrıca kızım şuan acayip bir ruh halinde eğer okuma bayramında o kurdele bana takılmazsa tembellerin sırasına atılacağım diye korkuyor ve her gün bu kaygıyı yaşıyor ve gelin bir de veli olarak bu durumda bizim halimizi görün yinede öğretmenlerimize Allah sabır versin”

        *“evet kurdele takma konusunda ilk deneyimimizi yaşadık hüsrana uğradık 38 kişilik sınıfta bu gün 3 kişiye kurdele takılınca benim ve bir kaç tanıdığım kişinin çocuğu hüsrana uğradı şuan evimde duyguları bilgileri öz güveni çökmüş bir yığıntı halinde kendine kızan ve kendini (akılsızım diye)suçlayan bir küçük yürek enkazı ile mücadele etmekteyim .Ve soruyorum bu kurdele takma işi ve değerlendirilirken bu minicik kalplerin psikolojisi düşünüldü mü acaba ??”

       *“Beni de 1.sınıf öğretmenim tembel diye kapının yanına atmış ve kurdele takmamıştı en sona ben kalmıştım,biliyor musunuz bu gün o benden önce okuyan çalışkan arkadaşlarım hiç bir meslek sahibi olamadılar ve okuyamadılar çoğu....Ne kadar çok üzülüyordum sınıfta arkadaşlarım okudukça, onun için hiçbir öğrencimi okuyamıyor diye ne ayırdım ne de kurdele takıyorum..Aksine okuyamayanlarla birebir daha çok ilgileniyorum”

*“Otuz üç kişilik sınıfta kırmızı kurdelesiz bir ben kalmıştım! Saçlarım uzun olsa, olabilseydi eğer, öfkeli at kuyrukları, hırçın örükler yapıp; uzun tırnaklı sınıf öğretmeninin merasimle taktığı kurdelelerden çok daha büyüklerini sallar, sallandırırdım elbet. Ama yapabildiğim tek şey, benden esirgenenlerden çok daha kırmızı olduklarına kendimi inandırdığım külotlu çoraplar giymekti siyah önlüğün altına. Cılız bir teselliydi renklerin benzerliği. İşe yaramıyordu. Ne de olsa kırmızı külotlu çoraplar, yakalara takılan kırmızı kurdelelerin aksine, okuma yazmayı öğrenmenin göstergesi sayılmıyordu. Bu durumda, ilkokul birinci sınıfın ikinci dönemi sona ermek üzereyken, otuz üç kişilik sınıfta bir tek ben kalmıştım okuma yazmayı söktüğünü tescil ettiremeyen…. Dönem sonlarına doğru, sınıfta, otuz iki kurdeleli öğrencinin ortasında, altıma yaptım. Giydiğim külotlu çorabın kırmızısı koyulaştı ıslanınca. Aynı haftanın sonunda daha fazla üzerime düşmeyi uygun görmeyen sınıf öğretmeni, sanki her şey birdenbire değişip düzelivermişçesine, bir gün aniden yakama takıverdi çekmecesindeki son kurdeleyi. Neyse ki öğretmenden çok daha basiretli çıktı kurdele. Düştü kayboldu hemen, taşıyamayacağımı anlamışçasına.”

         Sonuç olarak; okul bir eğitim-öğretim ortamıdır. Okuma yazma öğrenmek öğrencilerin okula gelme amaçlarından sadece biridir. Okulda er veya geç öğrenci okumayı öğrenecektir. Öğrenemeyen öğrenci yoktur, geç öğrenen öğrenci vardır.

        Kızım Yaren ve oğlum Kerem’i 1.sınıfa gönderdiğimde Kasım ayı içinde okuma yazma öğrendiler ve bana dediler ki “babacığım  biz okumayı öğrendik artık okula gitmeyelim”.  

       Üniversitede Alman Eğitim sistemini anlatması için sınıfımıza davet ettiğim Alman öğretim görevlisinin şu sözlerini hiç unutmuyorum “Sanki sizin çocuklarının süper zeka. İki ay içinde zorla okuma yazmayı öğretiyorsunuz. Bunu da başarı zannedip övünüyorsunuz. Bizim çocuklarımızın çoğu 2.sınıfta okuma-yazma öğrenirler…”  

       Çocuklarımızın okuldan bıkmalarının sebeplerinden başta geleni bu zorlamadır. Çocuklara asıl amacın sadece “okuma-yazma” olduğunu empoze etmek çok yanlıştır. Öğrencinin zaten görevleri arasında olan “okuma” için bayram yapılmasının ve kurdele takılmasının çok anlamlı olup olmadığını, maddi ödül verilen, kurdele takılan, şeker ve çikolata verilen öğrencilerin normal bir kazanım sonucu dahi beklentilerinin neler olabileceğini okuyucuların görüşlerine sunuyorum.

 

İskender ÇANKAYA

Maarif Müfettişi

 

 


Paylaş | | Yorum Yaz
635 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE GÜZELDİ BAYRAMLAR - 14/06/2018
NE GÜZELDİ BAYRAMLAR
OKULLARIMIZDA NASIL BİR EĞİTİM-1 - 29/05/2017
OKULLARIMIZDA NASIL BİR EĞİTİM
IŞIKLAR NEDEN YANIYORDU - 15/05/2017
IŞIKLAR NEDEN YANIYORDU
ONLAR BİZİM ÇOCUKLARIMIZ - 03/05/2017
ONLAR BİZİM ÇOCUKLARIMIZ