NİĞDE NARDER
Kan Grup İNDİR



HADİ KÖYÜMÜZE GERİ DÖNELİM
Sn. İskender ÇANKAYA ,YAZDI.

Kısacası; Demirciler, Tilkiler, Pallençiler, Becekler, Haytalar, Maniciler, Hallalar, Yanıklar, Memmetonbaşılar, İbililer, Hilmiler, Mutullar, Kungulüçler, Uyaroğulları, Hurşitler, Recepler ve Gıralar’ın oturduğu evlerin hepsi >>>

 12-06-2020-23:10:14

1968 yılında köyümüzde heyalan olduğunda; köydeki okul kapandığı için öğrencisi olan aileler başta olmak üzere Niğde Kırbağları’nda kontraplaktan yapılan tek göz barakalara taşındık. Bu barakalarda yaklaşık 2 yıl kaldık. Barakalarda kış günleri soğuktan titreyerek uyurduk. 


Sonra 206 adet afet evleri yapıldı barakaların arkasına. Halen bu evlerin çoğunda köylülerimiz oturmaktadır.

Okula giden öğrenciler, önce tren yoluna yakın Şahin Ali İlkokuluna sonrada barakalara 3 km uzaklıktaki Atatürk Ortaokulu ve diğer okullara dağıldık.
Ne otobüs ne de dolmuş vardı o zamanlar.
Lise’de ki hocalarım yağmur ve kardan ıslanan üzerimin kuruması için soba yanında çok beklettiler beni.
O günlere ait hiç unutamadığım bir anım var. Lise 2.sınıfta sabahın erken saatinde evden yeni çıkmış yoğun kar yağışı altında koşarak okula gidiyordum. Şu an muhtarlık binasının bulunduğu yola geldiğimde yanımda siyah upuzun bir araba durdu.

Arka camda o zamanki belediye başkanı rahmetli Feridun Zeren’i gördüm. Bana durmamı işaret ederek nereye gittiğimi sordu. Okula deyince geç kaldın sanırım gel yanıma dedi. Biraz da heyecanlanarak yanına oturdum. Yolda kim olduğumu sordu.

Nail Çavuş’un oğluyum deyince “şu bizim bakkal Nail Çavuş’mu, hadi bakalım baban gibi olursun inşallah” dedi. Lise’nin önünde Niğde Belediye başkanının makam aracı durdu. Ben okula gelmeye başlayan arkadaşlarımın şaşkın bakışları altında teşekkür edip  arabadan indim. Meraklı sorulara biraz da abartarak “babamın samimi arkadaşı belediye başkanı” diyerek gofaldım(övündüm). Her köylümüz gibi yaz aylarında köye gidiyor, yıkılmayan evlerimizde oturup ekip biçip geri Niğde’ye geliyorduk. Köyden kopamayan aileler de yavaş yavaş karabayır mevkine ev yapmaya başlamışlardı.1974 yılında benim de inşaatına rahmetli Bilal Amca ve İzzet Amca ile Gösterli köyünden çok kum çekerek katkıda bulunduğumuz okul yapıldı. Zamanla ılıcakta ve aşağı mahalledeki evler tek tek boşaldı. Yıllardır  kullandığımız kayalara oyma cami kapandı. 4 ayaklı minareden ezan sesleri kesildi. Köylülerimizin çoğu benim gibi ekmek peşinde gurbete dağıldılar. Daha çok İzmir ve İstanbul’a göçler başladı. Yıllar sonra İstanbul Nar Köyü Dernek Başkanı Azmi GÖKTAŞ’ın önderliğinde Nar Köyü Şenlikleri düzenlenerek köye olan özlemler giderilmeye çalışıldı. Halen bu şenlikler devam etmektedir. Bundan iki yıl önce köye gittiğimde köyün ılıcak tarafı “A Dere”ye kadar harabe olmuş görünüyordu. Kısacası; Demirciler, Tilkiler, Pallençiler, Becekler, Haytalar, Maniciler, Hallalar, Yanıklar, Memmetonbaşılar, İbililer, Hilmiler, Mutullar, Kungulüçler, Uyaroğulları, Hurşitlar, Recepler ve Gıralar’ın oturduğu evlerin hepsi boşalmış, kayadan oyulan evler dahi kullanılmaz hale gelmişti.

         Son bir ay içinde Kuddusi Ağabeyimin oğlu Orhan ve kardeşim İbrahim, baba ocaklarını tekrar canlandırmak üzere eski evleri onarmışlar ve yeni ev yapımına başlamışlardır. Köy’den yıllarca uzakta kalmış, memuriyet dolayısıyla Türkiye’de yaklaşık uğramadık şehir koymamış biri olarak artık köyü özlemeye başladım. Çocukluk yıllarımda çırak olarak çalıştığım Kezbanın İbrahim(Yalam İbrahim) öküzlerini yaydığım, kuzu çobanlığı ve dana çobanlığı yaptığımız sıralarda gezdiğimiz; Kemelli’yi, Doyduk’u, Bilikmeşe’yi, Çukurçimen’i, Kötüyayla’ı, Eski Nar’ı, Çakmaklı’yı, Çağaldere’yi, Bağınarkası’nı özler oldum. Yeğenim Orhan ve kardeşim İbrahim’in bu girişimi beni çok mutlu etti. Şimdi buradan sesleniyorum; haydi Memmetonbaşı’ların torunları, Irzalar’ın torunları, İbili amcamın, Şükrü amcamın çocukları torunları, Etemmemed’in torunları, Hilmiler’in torunları, Osmanonbaşı’ların torunları, Kırağ’ların torunları yeniden komşu olalım. Siyasetten, dedikodudan uzak televizyonsuz, bilgisayarsız günlere yeniden  kısa sürede olsa dönelim. Güzel komşuluk ilişkilerimize yeniden başlayalım. Demirci’lerin, Hayta’ların, Tilkiler’in, Pallençiler’in, Halllar’ın, Yanıklar’ın torunları sizleri baba evlerini küçük küçük canlandırmaya ve hiç olmazsa bir ayımızı köyde geçirmeye davet ediyorum. Güzel olmaz mı; yeniden köy meydanını doldurmak. Yeniden “çelik oynamak”, Haral, İnnedidıdı, cüleke, Demirciler-Kömürcüler oynadığımız günleri hatırlamak, Eski günleri anmak. Ferdi Tayfur’un “HADİ GEL KÖYÜMÜZE GERİ DÖNELİM” şarkısının zamanı geldi aslında…


Kocaeli’den tüm köylülerime selamlar ve saygılar…

“Hadi gel köyümüze geri dönelim
Fadime’nin düğününde halay çekelim

Ne umutla geldik koca şehire
Allah sonumuzu hayır getire
Alacaklı haciz koymuş Bekir’e

Buralarda ağaçları kesmişler
Yerlerine taş duvarlar dikmişler
Sevdiğimi başkasına vermişler


Bir başkadır Toros’ların yağmuru
Anam evde hazırlamış hamuru
Çok özledim havasını suyunu…”

(hatırlayamadığım ve burada ismini yazamadığım sülalelerin bağışlaması dileğiyle)


İskender ÇANKAYA

12 Haziran 2020

KOCAELİ

973 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın